Erikli Yaylası Çifte Şelaleler Kampı – Çınarcık, Yalova

Nasıl gidilir?

Erikli Şelalesi, Yalova’nın Çınarcık ilçesine bağlı Teşvikiye köyünün 6 km yukarısında bulunur.
İstanbul’dan gelecekler için rotamızı kısaca anlatalım. Biz sabah 5te yola çıktık ve E5 üzerinden Eskihisar’dan feribotla direk Yalova’ya geldik. Daha sonra Çınarcık (Armutlu) yolunu takip ettik. Mola vermek ve alışveriş yapmak isterseniz Çınarcık merkeze girebilirsiniz . Eğer biz vakit kaybetmeyelim derseniz Yalova – Armutlu yolundan hiç ayrılmayın deriz. Yol üzerinde Teşvikiye, Erikli yaylası (Delmece, Dipsiz Göl) tabelasından girdik. Bu yol bizi 6 km sonra Erikli yaylasına, 1 km daha gidince şelalelere (Çifte Şelale, Yalova Kent Ormanı) vardık. Yolun her türlü aracın gidebileceği şekilde olduğunu da söyleyelim.

Ne zaman gitmeli?

Şunu belirtelim ki, Erikli yaylasına her mevsim gidilebilir ama yanınızda uygun ekipmanlar olması gerekir. Genel olarak en uygun zaman mayıs-ekim ayları arası.
Biz ağustos ayında yanımızda 5 yaşında iki çocukla gittik. İtiraf etmek gerekirse gece hazırlıksız yakanladık. Ağustos sıcağına güvenip tulumsuz gitmiştik. Ne var ne yok çocukların üzerine örtünce, ilk geceyi uykusuz geçirdik.
Sonuç olarak yanınıza uyku tulumu veya polar kıyafetler alın deriz.

Biz yanımızda ne götürdük?

3 mevsim 3 kişilik Husky çadır (Husky Bird Yeşil), çadır altı zemin matı (Decathlon), şişme yatak (Bestway 3 kişilik), çadır içi lambası, kafa lambası,hamak (decathlon), yönetmen sandalyeleri, masa (decathlon piknik masaları olduğu için gerek yok), yürüyüş ayakkabısı, yedek kıyafetler, mangal teli, balta, kamp bıçağı (Colombia), piknik seti, yiyecek, içecek, bulaşık deterjanı/süngeri, çöp poşeti, piknik tüpü (Nurgaz), yazlık uyku tulumu (Savage) sinek kovucu sprey, ağrı kesici, ateş düşürücü, termal çanta (Bim).

Etrafta görülecek yerler?

  • Erikli Şelalesi
  • Çifte Şelaleler
  • Kent Ormanı
  • Büyük Dipsiz Göl
  • Küçük Dipsiz Göl
  • Delmece Yaylası

Biz Ne Yaptık?

Birinci gün;

Erikli kamp alanına geldiğimizde iki ayrı kamp yeri olduğunu gördük ve dereye yakın kamp alanı tercih ettik. Diğer taraf ağaçsız ve bolca güneşliydi. Çadır kurduğumuz yere 700-800 metre mesafede otopark vardı. Tuvaletler de aynı yerdeydi. Kamp yerine girerken güleryüzlü genç çocuklar bizi karşıladı ve çadır kurabileceğimiz yerleri tek tek gösterdiler. Resimde nasıl bir yere kamp attığımız görünüyor. Dereden uzak bir yeri tercih etmemizin sebebi, o kısımların kalabalık olmasıydı. Biz de iki çocuklu iki aile olduğumuz için kendimize ağaçlarla çevrili gölgeli ve kurtarılmış bir alan seçtik. Kamp alanında çok fazla sayıda piknik masası vardı ve istediğiniz yere taşıyabiliyordunuz, aynı şekilde her yerde daha önceden ateş yakıldığı için taşlar ile çevrelenmiş ateş yakma alanları vardı. O yüzden mangal götürdüğümüz halde kullanmadık. Sadece mangal teli ile iki günümüzü geçirdik. Piknik masasına da 5TL ücret aldılar, yeri gelmişken kamp için de gecelik kişi başı 10TL ödedik. Tuvaletlerin de ücretsiz olduğunu belirtelim.
Çadırlarımızı bol oksijenli muhteşem doğanın içinde kurdurduktan sonra akşam ateş yakmak için çocuklar ile birlikte odun toplamaya çıktık. Çocuklar Erikli yaylasına ortamına bayıldılar. Geceyi rahat geçirmek için çalı çırpı ne varsa topladık. Odunlarımızı toplayıp çadırlarımızın yanına gelip kendimize keyif kahvesi yaptık ve çocuklarımızın doğada kendilerini kaybedişlerini izledik. Yaklaşık bir saat sonra yanımıza genç bir grup geldi. Çok eğlenceli bir ekipti, ilk kez kamp yapıyorlardı diye düşündük çünkü her eksikliklerinde yanımıza geldiler onlara biz de elimizden geldiğince destek olduk. Akşam ateşte yemeğimizi yedikten sonra çayımızı demledik ve güneşin batışı ile hafif hafif üşümeye başladık. Ağustos ayının sonunda geldiğimiz için yanımıza çok fazla kalın kıyafet, şal vb eşyaları almamıştık. O yüzden kamp ateşini erken yaktık. Daha sonra çeşmeye bulaşık yıkamaya gittik ama çeşmeden gelen su inanılmaz soğuktu. Bulaşıkları yıkarken dedik ki bizim bir daha ki kamp için bu bulaşık yıkama olayını daha pratik yapmak adına ya musluklu bir bidon ya da solar shower almamız lazım. Ellerimiz o kadar üşümüştü ki gece ne yapacağımızı kara kara düşünmeye başladık. Güneş tamamen battıktan sonra daha saat 21:30 iken bizim odunlar bitti. Ateşin kenarından azıcık ayrıldığımızda zifiri karanlık ve soğuk kendini gösteriyordu. Ailemizin erkekleri odun arayışına çıktılar en son testereli bir amca bulmuşlar ( I wanna play a game misali) ve yan çadırdaki genç çocuklarla birlikte odun kesme işine giriştiler. O odunlar da bizi gece 01:00’ e kadar idare etti.
Yukarıda gece ne kadar soğuk olduğundan bahsetmiştik. Hem soğuk hem de yan tarafta kamp yapanların “üşüyorum ulan” diye bağırışlarından uyumak mümkün olmadı. Burada belirtmek gerekir ki ertesi gün Çınarcık’a inip polar eşofmanlar aldık.

Erikli Yaylası Tabiat Parkı Kamp Alanı

İkinci gün;

Gece hiç uyuyamadığımızdan güneş doğar doğmaz çadırımızdan çıkıp, yönetmen sandalyelerinde kendimizi ısıttık. Gece akıllı davranıp bütün yiyeceklerimizi arabaya taşımıştık ancak taşımayan kişilerin yiyecekleri inekler tarafından dağıtılmıştı. Kahvaltıda sonra ilk iş sopalarımızı elimize alıp Erikli ve Çifte şelaleleri gezmeye gittik. Bu şelalelere giderken çocuklar için de heyecan olması ve yeni şeyler keşfetmeleri için Kent ormanından ilerledik. Ormanın içinde ara ara tekil bireylerin çadır kurduklarını gördük herkes gecenin çok soğuk olduğundan bahsediyordu. Şelalelere varınca çocuklarımız direk ayakkabılarını çıkarıp taşların üzerinde yürümeye başladılar çok sevdiler. İkinci günki gezimizi şelaleler ve kent ormanı ile tamamlayıp Çınarcık’a indik ve kendimize polar eşofman aldık. Geceyi o eşofmanlar ile bu sefer güzel geçirdik.

Erikli Çifte Şelaleler kamp alanı

Üçüncü gün;

Gece uykumuzu güzel alıp dönüş yoluna geçeceğimizden erkenden kahvaltımızı yapıp toparlandık. Dönüş yolunda büyük ve küçük dipsiz göle gittik. İnanılmaz kurbağa sesleri vardı ve tekil kamp yapan bir kaç kişi vardı. Ancak gölden çocukların bile dikkatini çeken bir koku geliyordu. Gölleri gezdikten sonra yukarıya doğru araba ile çıkmaya devam ettik ve olağan üstü güzel bir yaylaya ulaştık. Delmece yaylasının aşağıda fotograflarda da gözüktüğü gibi o kadar uzun ve dik bir yolu tırmanıp inanılmaz yeşillik ve dümdüz bir araziye çıktığını görünce epey şaşırdık. Çocuklar ilk kez böyle bir ortam ile karşılaştılar ve kendilerini kaybettiler. Burada da çadır kuran ve piknik yapan kişiler vardı. Hava çok güzeldi her yer inek, keçi ,koyun at vb hayvanlar ile doluydu.
Delmece yaylasını da gezdikten sonra Erikli yaylasına geldiğimiz yoldan geri döndük. Çocuklarımızdan birinin kulak problem vardı ve basınç farkından dolayı geri dönüş yolunda yayladan inerken kulakları ağrımaya başladı. Çok keyifli, bol üşümeli ve yine hayatımıza yeni kamp arkadaşları kattığımız doğa ile iç içe olduğumuz 3 gün geçirdik.

Erikli Yaylası Dipsiz Göl Gezisi
Yemyeşil Huzur Dolu Delmece Yaylası

Ücretler (2017)

Çadır kişi başı: 10TL
Piknik masası: 5TL
Tuvalet: Ücretsiz (Kamp atana)

Uğramadan gelmeyin!

Yalova’ya kadar gitmişken Yürüyen Köşk’ü görmeden gelmeyin deriz.
Mustafa Kemal Atatürk’ün bir çınar ağaç kesilmesin diye koca bir köşkün yerini değiştirtmesinin hikayesini mutlaka yerinde görmelisiniz.

Detaylı bilgi için: https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/yalova/gezilecekyer/yuruyen-kosk

Atatürk’ün çınara zarar gelmemesi için yerini değiştirttiği köşk

Değerlendirme

Temizlik: 8/10

Ücret/Performans: 8/10

Çadır Kullanım alanı: 9/10

İşletme: 6/10

Yine gelir miyiz? Kesinlikle! Bu sene topluluğumuza yeni insanlar katarak tekrar geleceğiz Erikli.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir