Tepe Camping, Pamukkale – Denizli

Nasıl Gidilir?

Pamukkale yolculuğumuzda ilk durağımız Tripolis Antik Kenti olduğu için rotamızı oraya çizdik. İstanbul’dan mesafe yaklaşık 530 km ve 6 buçuk saat sürüyor. Biz Bursa üzerinden Akhisar yolunu takip edip hedefe ulaştık. Daha sonra tabelalar da yolu gösteriyor. Tripolis Antik Kenti’nin girişine kadar arabayla gelebiliyorsunuz. Tripolis Antik Kenti’nden sonra sırasıya yol üzeri olduğu için Güney Şelalesi uğrayıp dinlenmek için  Pamukkale Tepe Camping’e ulaştık. Toplam yolculuğumuz 7 saat sürdü. Tepe Camping, Pamukkale Kuzey girişinden sonra sola yukarı Güney girişine doğru rampadan çıkarak ulaşabilececeğiniz bir kamp alanı. İsmi gibi en tepede bulunuyor hatta çok yakınından yamaç paraşütü de yapılıyor. Yamaç paraşütü yapmayı sevenler için küçük bir detay:)

Ne Zaman Gitmeli?

Tepe Camping’e kesinlikle Mayıs ve Eylül ayları arasında gidilmesini öneririz. Ciddi rüzgar alan bir bölge ve sert hava koşulları mevcut.

Biz Yanımızda Ne Götürdük?

Çadır (Husky Bird 3 mevsim), çadır altı koruyucu (Decathlon), şişme yatak (bestway 3kişilik), çadır içi lambası, kafa lambası, yürüyüş ayakkabısı, yedek yazlık-kışlık kıyafetler, mangal teli, balta, çakı, piknik seti, yiyecek, içecek, piknik tüpü, güneş yağı, sinek kovucu sprey, ağrı kesici, ateş düşürücü ve kışlık uyku kıyafetleri ve battaniye, tüp (Nurgaz), yönetmen sandalyeleri , masa (Decathlon), Kleopatra havuzu için mayo ve havlu sakın unutmayın.

Biz Ne Yaptık?

1.Gün

Yukarıda bahsettiğimiz gibi ilk durağımız Tripolis Antik Kenti idi. Sabah saatleri olduğundan mıdır bilemedik, kimsecikler yoktu. Antik Kent büyük, her yerini yürüyüp görmek isterseniz yarım saatinizi alır. Tripolis’in ilk kuruluşunun Lidyalılar zamanında olmasına karşın, yüzeydeki kalıntılar üslup olarak Roma ve Bizans Dönemi mimari özelliklerini ve yapı örneklerini göstermektedir.

İçerisinde, tiyatro, hamam, su yolları, şehir binası, kale ve nekropolü görebilirsiniz.

Antik Kent gezimiz bittikten sonra rotamızı Güney Şelalesi’ne çevirdik. Manzara eşsizdi. Yolda Cindere Barajı üzerinde durup görüntünün tadını çıkardık.

Denizli’ye 70 km uzaklıktaki Güney Şelalesi, Birinci Derece Doğal Sit Alanıdır. Güney ilçe merkezinin 3 km uzağında yer alan Cindere Dağı yamaçlarından çıkan su kaynaklarından beslenmektedir. Büyük Menderes Nehri’ne yaklaşık 20 m yüksekten dökülmektedir. Alan içinde restoran ve piknik yerleri mevcut.

Güney Şelalesi Tabiat Parkı’nı gezdikten sonra, kamp atacağımız yer olan Tepe Camping’e doğru yola çıktık. Tepe Camping Pamukkale’nin üstünde yamaç paraşütlerinin yapıldığı yerde. ODTÜ makine mezunu bir abimiz ve eşi işletiyor. Tesislerinde yamaç paraşütü de yapılıyor. Küçük bir pansiyon, restoran, havuz ve piknik yapılabilecek yerleri de var. Kampçılar için de bir yer ayırmışlar. Biz gittiğimizde bizden başka kimse yoktu ve tadilat vardı. Bizi çok sıcak karşıladılar.

<a

Çadırlarımızı kurup, tam yemek hazırlama kısmına geçecekken fırtına çıktı. Rüzgar o kadar şiddetliydi ki yağmur damlaları yere düşemiyordu, hava da kararmaya başlamıştı. Biz ne yapacağımızı düşünürken, mekanın sahibi geldi mutfaklarını kullanabileceğimizi söyledi. Yemek hazırlayıp, birkaç saati mutfakta geçirdikten sonra fırtına dindi ve çadırlarımıza geçip uyuduk.

2. Gün

Kampçılar iyi bilir, tertemiz biz havaya uyanmak gibisi yoktur. Oksijen bolluğundan olsa gerek, normalden daha aç olarak uyanırsınız. Bizim de öyle oldu. Hemen kahvaltı hazırlıklarını girişip, yemeğimizi yedikten sonra, çadırlarımızı topladık. İlk durağımız Pamukkale idi. Biz Güney girişinden girip Hierapolis Antik Kenti’ni karış karış gezdik.Dikkatimizi en çok çeken, yapımı 150 yıllık süren Antik Tiyatro idi.Hem kültürel hem doğal miras olarak UNESCO Dünya Miras Listesi’ nde yer alan ve dünyada eşi benzeri olmayan 2500 yıllık Pamukkale Hierapolis Antik Kenti’ nde bulunan ve gerçekleştirilen restorasyon çalışmaları neticesinde, Antalya Perge Tiyatrosunun dışında hiçbir antik tiyatroda bulunmayan mitolojik kabartmaları, görkemli sahne binası, oturma basamakları ile Hierapolis Antik Tiyatrosu, şu anda Akdeniz havzası içinde Roma Dönemi Anadolu Tiyatroları arasında önemli ve özgün bir yere sahip.

Antik Kent’in içinde bulunan antik havuz bir sonra ki durağımız oldu. Kesinlikle eşsiz bir deneyim. Antik çağdan bu yana termal tedavi merkezi olarak bilinen Pamukkale’de, milattan sonra 692’de meydana gelen depremde, sütunların yıkılması ve termal suyun birikmesiyle doğal yollarla oluşan Hierapolis’deki antik havuz, dört mevsim değişmeyen 36 derecelik suyuyla  farklı bir deneyim sunuyor.

Havuz keyfimizden sonra sıra travertenlere geldi. Harika bir manzara, eşsiz bir deneyim… Çocukların ne kadar eğlendiğinden bahsetmiyoruz bile. Merak edenler için ; Traverten çok yönlü, çeşitli nedenlere ve ortamlara bağlı, kimyasal reaksiyon sonucu çökelme ile oluşan bir kayadır. Pamukkale termal kaynağını meydana getiren jeolojik olaylar geniş bir bölgeyi etkilemiştir. Bu bölgede sıcaklıkları 35-100 C arasında değişen 17 sıcak su alanı bulunmaktadır. Pamukkale termal kaynağı, bölgesel potansiyel içindeki bir ünitedir. Kaynak, antik dönemlerden beri kullanılmaktadır.

Pamukkale’nin tadını iyice çıkardıktan sonra, bir sonra ki durağımız olan Karahayıt’a doğru yola çıktık. Karahayıt “kırımızı su” ile meşhur. Karahayıt Mahallesi, Pamukkale travertenlerinin 5 kilometre kuzeyinde yer alıyor. Pamukkale’deki sıcak su kaynağına benzer bir yapıya sahip olan şifalı sular, Pamukkale’de ünlü bembeyaz travertenlerin oluşmasını sağlarken, Karahayıt’ta ise kırmızımsı bir renge sahip.

Karahayıt’dan çıktıktan sonra Laodikeia Antik kentine geçtik. Burası Denizli ili’nin 6 km kuzeyinde yer alıyor. Kesinlikle görülmesi gereken yerler arasında olduğunu belirtmek isteriz. Helenistik kent, M.Ö. 3. yy.’ın ortalarında Seleukos Kralı II. Antiokhos tarafından karısı Laodike adına kurulmuştur. Yaklaşık 5 km.lik bir alana kurulmuş. İçinde Hiristiyanlık dünyasının en eski ve en önemli kutsal yapılarından biri olan kilise ve mozoikler mevcut.

Akşam yemeğimizi Denizli kaleiçi çarşısında kebapçı Enver’de yiyip yorgunluğumuzu atmak için kamp alanımıza geri döndük.

3. Gün

Denizli’yi gezmek için 2 tam gün yeterli. Denizli’ye gelirken ve İstanbul’a dönüşte güzel bir rota çizerseniz bizim gezdiğimiz her yeri gezebilirsiniz. Biz rotamızı direk İstanbul’a çevirmek yerine önce Uşak’a çevirdik. Uşak’a giderken ilk uğradığımız yer Kaklık Mağarası oldu. Ücretsiz bir mağara olduğunu hatırlatmak isteriz. Çocuklar için ilgi çekici. içeriye girişte ağır bir koku alıyorsunuz ama sonra alışıyorsunuz.

Kaklık mağarasından sonra Uşak’a doğru yol alıp ara yollardan Ağlayan kaya şelalesine vardık. Yol asfalt ama dardı ve telefon çekmiyordu. Navigasyon ile gidiyorsanız muhakkak önceden açmalısınız. Ağlayan kaya şelalesinde isteyenler yemek özellikle balık yiyebilir. Yeni tesis yapmışlar temiz ve sakin bir yer. En azından biz gittiğimizde öyleydi.

Şelale ziyaretimiz bittikten sonra Clandras su kemeri ve Ulubey kanyonuna gitmek üzere yolumuza devam ettik. İlk sırada Clandras su kemeri var burası kesinlikle görülmesi gereken bir yer içeride bir kamp alanı da var. Ağalayan kaya şelalesinden yaklaşık 1 saat 45 dakika sonra su kemerine ulaşıyorsunuz. Bu keme Frigya döneminde Banaz çayı üzerinde kurulmuş vadinin iki yamacı arasında su taşımak amacıyla kullanılmıştır. Günümüzde yaya geçişi olarak kullanılmaktadır. Oldukça temiz bir yer. Giriş ücretsiz.

Clandras kemeri ile Ulubey kanyonu birbirine çok yakın. Ulubey kanyonu Dünya’nın en uzun ikinci kanyonudur. Kanyon ve çevresi tarihi kalıntıları barındırıyor. Engebeli ve düz yürüyüş parkuru var. Biz engebeliden epey ilerledik yürüyüşümüzü yaptık kayalara tırmandık. Oldukça zevkliydi. Kanyona giriş ücretsiz ama cam seyir alanına girmek isterseniz 3TL ödeyip etrafı inceleyebiliyorsunuz. Yükseklik korkusu olanların dikkatine ayak bastığınız yer cam ve uçurum olduğu için oldukça heyecan yaratabiliyor. Kanyonda yöresel leblebi tozları, helvaları satılıyor. Tatları fena değil.

Kamp Alanın Özellikleri

  • Elektrik: Var
  • Restaurant: Var
  • Havuz: Var
  • Barbükü: Var
  • Telefon çekiyor
  • Internet çekiyor
  • Wi-fi: Yok
  • Wc: Var
  • Duş: Var
  • Otopark: Var
  • Sahil Kampı: Hayır
  • Ağaçlık alan: Var
  • Çadır Alanı: Var
  • Karavan: Yok
  • Bungalow: Var
  • Denize yakın: Hayır
  • Sıcak su: Var
  • Buzdolabı: Var
  • Elektrikli ısıtıcı: Yok
  • Kredi kartı: Geçiyor
  • Çocuk oyun alanı: Var
  • Çimen: Var
  • Engebeli: Değil
  • Piknik masası: Var
  • Kapalı tesis: Evet
  • Dere: Yok
  • Çadır ve ekipman kiralama: Yok
  • Çocuklu kamp: Uygun
  • Tek başına kamp: Uygun

Ücret (2019)

Çadır fiyatı: 30 TL (Kişi başı)

Pamukkale travertenler: 50TL kişi başı (Müze karta ücretsiz)

Kleopatra havuzu: 50TL tam, 20TL 7 yaş üstü çocuklar

Ulubey Kanyon seyir alanı: 3TL

Clandras Kemeri: Ücretsiz

Laodikeia Antik kent: 15TL (Müze karta ücretsiz)

Kaklık Mağarası: Ücretsiz

Şelaleler: Ücretsiz

Değerlendirme

Temizlik: 8/10
Ücret Performans: 6/10
Çadır kullanım alanı: 7/10
İşletme: 9/10

Biraz pahalı ama sahibi çok iyi bir insan. Pamukkale’ye gidildiğinde kalınabilecek nezih bir kamp alanı.

İletişim

Web Site: http://www.tepecamping.com/?sayfa=icerik&id=14
Telefon: 0532 614 53 48
Email: info@tepecamping.com
Adres: Ören mahallesi Pamukkale Denizli

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir